DOĞA İLE İLGİLİ HERŞEY BURADA

Tanım

DOĞA


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* dogayadavet

Kategoriler


7/7/2007 KURESEL ISINMAYA KARSI BIZLERDE BIRSEYLER YAPMALIYIZ

Daha önce Londra, New York, Sidney, Şangay, Tokyo, Johannesburg, Rio de Janeiro ve Hamburg olarak açıklanan şehirlerin arasına İstanbul da katıldı.

‘Live Earth İstanbul’ konseri ulusal televizyonların yanı sıra dünya çapında yayın yapan 120 televizyon kanalı tarafından da canlı olarak yayınlanacak.

Live Earth konserlerine Madonna, Red Hot Chili Peppers, Genesis Alicia Keys, Bon Jovi, Cameron Diaz, Roger Waters, The Police gibi sanatçı ve grupların yer aldığı 100’den fazla sanatçı destek veriyor. Türkiye’deki program henüz netleşmedi. Gelecek günlerde gerçekleşecek Live Earth İstanbul basın toplantısına Cameron Diaz, Al Gore ve Angelina Jolie gibi isimlerin de gelerek destek vermesi bekleniyor.

Konserler dizisi için Madonna ‘Hey You’ adlı özel bir şarkı yaptı. Şarkı kısa bir süre için organizasyonun basın sponsorlarından MSN’in
http://liveearth.msn.com/green/Madonnadownload adresinden ücretsiz olarak indirilebilecek.

Madonna, 7 Temmuz 2007 günü Red Hot Chili Peppers, Genesis ve Beastie Boys gibi sanatçılarla beraber konserlerin Londra ayağında Wembley Stadyumu’nda sahneye çıkacak.

‘Live Earth’ ve 2005 yılında ‘Live 8’ konserlerinin Dünya Prodüktörü Kevin Wall, konser şehirlerinin arasına İstanbul’un da katılıyor olmasından çok heyecan duyduklarını söyledi. Kevin Wall, “Live Earth konserleri ile dünya çapındaki izleyicilerin ilgisini iklim krizine çekerek, onları harekete geçirmeyi hedefliyoruz. İstanbul’daki konser global anlamda çok geniş kitlelere ulaşmamızı sağlayacaktır” dedi.

İklim Koruma Birliği (The Alliance for Climate Protection) ve sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülen ‘Live Earth’; bireylerin, kurumların, hükümetlerin küresel ısınma ile ilgili hareket geçmelerini ve mücadele etmelerini sağlamak amacıyla uzun yıllar sürmesi planlanan bir kampanya. Eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore da, İklim Koruma Birliği Başkanı ve ‘Live Earth’ün ortaklarından.

‘Live Earth’, 7 Temmuz 2007 tarihinde
LiveEarth.TR.MSN.com adresinden de canlı olarak tüm düyaya ulaşacak.

 


Tarih: 14:47, 12/6/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

İZMİRLİ DOĞA GÖNÜLLÜSÜ VEYSEL SORHUN ORMAN YANGINLARINA DİKKAT Ç

Orman yangınlarına karşı toplumun dikkatini çekmek amacıyla sakat bacağı ile bugüne kadar 14 bin 130 kilometre yürüyen, "Orman Baba" lakaplı Veysel Sorhun, yeni seferine çıktı.

Fethiye—İstanbul arasındaki ilk durağı olan Muğla'ya ulaşan Orman Baba toplumun ilgisizliğinden dert yandı: "Orman yangınlarına karşı toplum hassasiyetinin artması adına 20 yıldır şehir şehir yürüyorum."

Fethiye—İstanbul yürüyüşüne 5 Nisan perşembe günü başlayan Sorhun, 150 kilometrelik yolu 4 günde tamamladı. Muğla durağında Muğla Valiliği'ni ziyaret eden Orman Baba, 30 orman gönüllüsü tarafından karşılandı. Türkiye'nin ve dünyanın ekolojik açıdan çok kritik bir dönemeçte olduğunu ancak toplumun bu konuya duyarsız kaldığını söyleyen Sorhun, bu kadar olumsuzluğa rağmen yılmadan çalışacağını belirtti. Sorhun, "Tam 20 yıldır, 15 cm. kısa ayağımla 14 bin 130 kilometre yol yürüdüm. Arkama dönüp baktığımda bir arpa boyu yol almadığımı gördüm. Bu beni yıldırmayacak, yine de bildiğim yolda gideceğim, toplumun bilinçlenmesi adına var gücümle savaşacağım. Ormanlara karşı insanları daha duyarlı olmaya çağırmaya devam edeceğim." dedi.

Muğla Valisi Temel Koçaklar ise Veysel Soyhun'un çok önemli bir mesaj verdiğini dile getirerek, bu yürüyüşün vatandaşlar tarafından dikkate alınmasını istedi. Sorhun, daha sonra alkışlar eşliğinde Muğla'dan İstanbul'a yürüyüşüne kaldığı yerden devam etti.

Bu haber 10/04/2007 Tarihli  www.zaman.com.tr sitesinden alınmıştır.

Tarih: 20:41, 17/4/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

KÜRESEL ISINMA VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

KÜRESEL ISINMA ve İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
İklimler değişiyor mu? Bu soruya yanıt vermeden önce iklimin tanımını yapacak olursak, İklim: belirli bir yerdeki sıklıkla gözlenen hava şartlarının bir genellemesidir. Hava şartları ise belirli bir zaman dilimi içerisinde gözlenen hava olaylarıdır. İklim ile hava şartlarını karıştırmamak gerekir. Örneğin İstanbul'da bugün sabah saatlerinde gözlenen gök gürültülü sağnak yağış hava şartlarını ifade ederken “İstanbul'da Kasım ayları bol yağışlı geçer” ifadesi iklimi tarif eder. Bu bağlamda bir iklim değişikliğinden söz edilebilmesi için belirli hava şartlarının uzun yıllar sıklıkla gözlenmesi gerekir. Bu da en az 80 ya da 100 yıllık bir dönemi yani ortalama insan ömrünü aşan bir dönemi kapsar. Bu nedenle örneğin geçtiğimiz Haziran Temmuz ve Ağustos (2004) aylarında tüm yurtta görülen sağanak yağışlı hava şartları ya da yine geçtiğimiz Ekim ayındaki ortalamaların üzerinde sıcak hava şartlarını, yani gündelik olağan dışı hava olaylarını bir iklim değişikliğine bağlamak yanlış olur. Atmosfer bilimcilerine göre küresel ısınmaya bağlı şu anki küresel iklim değişikliğinin işaretlerinden bazıları şöyle sıralanabilir.

•  Buzulların gitgide eriyerek kutuplara doğru çekilmesi ve yüksek dağlardaki kar örtüsünün azalması,

•  Deniz suyu seviyesinin yükselmesi,

•  Bitki ve balık türlerinin göçleri,

•  Havadaki kirleticilere karşı hassas kuş türlerinin azalması,

•  Ağaçlardaki yaş halkalarının daha hızlı büyüme göstermesi,

•  1990'lı yıllarda son 1400 yılın en sıcak yıllarının ard arda gelmesi.

Aslında iklimler sürekli olarak değişir, iklimler durağan (stabil) değil aksine değişkendir. Doğal koşullarda iklim değişiklikleri oldukça uzun dönemler içerisinde gerçekleşmektedir. İklimlerdeki bu değişiklikler tüm canlıları doğrudan etkilemiş ancak bu değişikliklerin çok uzun bir süreç içerisinde gerçekleşmesi nedeniyle canlıların büyük bir kısmı değişikliklere kendilerini uyarlayabilmişlerdir. İnsanlar da binlerce yıl içerisinde görülen iklim değişikliklerine oldukça iyi uyum sağlamış hatta öylesine başarılı olmuş ki sayısı her geçen gün katlanarak artmıştır. Tarihi boyunca insan, iklim değişikliklerine bağlı olarak fiziksel, sosyal, siyasal yönden değişmiş/gelişmiştir. İnsanlığın doğal koşullara uyumlu (en azından aykırı olmayan) gelişmesi 19. yy sonu, 20. yy başındaki sanayi devrimine kadar devam etmiş, bu andan itibaren gelişme, atmosfer üzerindeki insan etkisiyle birlikte “Küresel ısınmaya bağlı bir iklim değişikliği mi?” sorusunu gündeme getirmiştir.


Küresel Isınma ve İklim Üzerindeki Etkileri
Küresel ısınmanın mekanizması basitçe, güneşten gelen enerji ile bu enerjinin dünyadan uzaya yansıtılmasındaki dengenin, yansıtılan enerji lehine bozulması şeklinde ifade edilebilir. Güneşten dünyamıza ulaşan kısa dalgaboylu radyasyon, uzaya uzun dalga boylu radyasyon (kızılötesi radyasyon) olarak yansıtılır. Uzun vadede bir enerji dengesi mevcuttur. Yeryüzeyi tarafından atmosfere yansıtılan kızılötesi radyasyonun büyük bir bölümü atmosferde bulunan su buharı, karbondioksit ve doğal olarak bulunan diğer gazlar tarafından soğurulur. Bu gazlar, yeryüzeyinden gelen enerjinin doğrudan uzaya geri dönmesine engel olarak sera etkisi yaratırlar. İnsan faaliyetleri ile değiştirdiğimiz ve değiştirmeye de devam ettiğimiz, atmosferi oluşturan gazların dengesidir. Bu durum karbondioksit (CO2 ) , metan (CH4 ) ve diazotmonoksit (N2O) gibi temel “sera gazları” için daha da geçerlidir (UNEP ve UNFCCC, 2002). Sera gazı emisyonları, atmosferin enerji soğurma kapasitesini artırarak, iklimin gelen ve giden enerji dengesini bozmaktadır. Bozulma, sera etkisinin artarak atmosferin daha fazla enerji tutması yani ısınması anlamına gelmektedir. Ancak enerji birikmesi (ısınma) kısa bir sürede gerçekleşecek bir oluşum değildir. Sera gazı emisyonlarının bu günkü hızıyla devam etmesi halinde, atmosferdeki karbondioksit miktarının 21. yy'da sanayi devrimi öncesi dönemindekinin iki katına çıkacağı hesaplanmaktadır. Bu durumda uzaya kaçan enerji yaklaşık % 2 azalacaktır (Dakikada yaklaşık 3 milyon ton petrol eşdeğeri). Sera gazı emisyonlarını azaltacak önlemlerin alınmaması durumunda bu düzeylerin 2100 yılında 3 katına çıkması olası görülmektedir. Bilim çevreleri bunun sonucunun önümüzdeki 100 yıl içerisinde 1,4 ila 5,8 oC arasında küresel ısınma olacağı konusunda görüş birliği içerisindedir. Bu artış miktarı çok küçük görünse de sanayi devrimi öncesinden günümüze kadar olan süredeki 0,5 oC'lik artışa göre 3 ila 11 misli artış oldukça büyük değerlerdir ve küresel iklim üzerinde önemli etkiler yaratması kaçınılmaz görünmektedir.

Küresel iklim, oldukça karmaşık bir sistem olması nedeniyle küresel ısınmanın yol açacağı küresel iklim değişikliğinin dünyanın her bir bölgesini ne şekilde etkileyebileceğini şu anda kestirebilmek mümkün görünmemektedir. Ancak küresel iklim içerisindeki temel göstergelerden biri olan ortalama sıcaklığın değişmesi halinde buna bağlı olarak yağış rejimleri, rüzgarlar, deniz seviyeleri ile kıyı yerleşimleri, tarım, enerji, sanayi vb. birçok insan faaliyetleri ile doğal yaşam etkilenecektir. Bu etkilenmeler, özellikle buzulların erimesi ile oluşacak deniz seviyesi yükselmeleri nedeniyle kıyı kentleri ile küçük adaların ortadan kalkması, yağış rejimlerinin değişmesi sonucu verimli tarım arazilerinin kuraklaşması, suya bağımlı enerji kıtlığı, orman alanlarının yok olması gibi yaşamsal alanları kapsayabilecektir. Denizlerin düzeyinin geçen yüzyılda 10 ila 15 cm yükseldiği, küresel ısınmanın ise 2100 yılına kadar 15 ila 95 cm arasında ek bir yükselmeye daha yol açması beklenmektedir.

Küresel iklim değişikliği, dünya ölçeğinde şu anda olumlu koşullara sahip bölgelerde olumsuz gelişmelere yol açacağı gibi halen olumsuz koşullara sahip bölgelerinde daha iyi hale gelmesine de yol açabilecektir. Bilim insanlarının iklim modelleri ile yaptıkları çeşitli projeksiyonlar bulunmakla birlikte küresel iklim değişikliğinin dünyanın her bölgesini ne şekilde etkileyebileceğini günümüzde kestirebilmek mümkün olmamakla birlikte şu anda söylenebilecekler; dünyadaki canlı yaşamının önemli ölçüde etkileneceği ve tüm dünya ülkelerinin sosyal, ekonomik ve siyasal politikalarının değişmesi gerekeceği şeklindedir.

Küresel iklim değişikliğinin ülkemizdeki olası sonuçları üzerine, 1995 yılında IPCC'nin (Ülkeler arası İklim Değişikliği Paneli) İklim Modelleri ile yapılan projeksiyonlarına göre; 2030 yılına kadar Türkiye'nin büyük bir kısmının oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine gireceği, sıcaklıkların kışın 2 oC , yazın ise 2 oC ila 3 oC artacağı öngörülmektedir. Yağışların ise kışın az bir artış gösterirken yazın %5 ila %15 azalacağı şeklindedir. Şu anda Türkiye'nin gece ve gündüz sıcaklıkları gözlemlerinin trend analizinde, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de özellikle gece sıcaklıklarında istatistiksel anlamda önemli artışların olduğu belirlenmiştir (Kadıoğlu M.). Ülkemiz akarsularının 1941-2002 yılları arasındaki gözlenmiş akımları incelendiğinde, Karadeniz Bölgesi dışında kalan bölgelerin bazılarında farklı düzeylerde de olsa azalma yönünde bir trendden söz etmek mümkündür. Azalma trendi, özellikle Ege, Marmara, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgelerinde oldukça belirgindir (Angı A.E.- Özkaya M.,2004). Ülkemiz açısından Küresel iklim değişikliğinin, bulgulardan elde edilen sonuçları daha da olumsuz hale getirmesi sözkonusu olabilecektir.


Küresel Isınmaya Karşı Önlemler
Dünyadaki bilim insanlarının 1980'li yıllarda farkına vardıkları ve büyük ölçüde üzerinde uzlaştıkları konu; insan etkinlikleri sonucu oluşan sera gazı emisyonlarının küresel iklim değişikliğine yol açacağına yönelik bilimsel kanıtlar olmuştur. Elde edilen veriler, konunun ülkeler düzeyinde ele alınarak küresel bir anlaşma için acil önlemler alınmasını gerektirdiğinden 1990 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi için Ülkelerarası Müzakere Komitesi'nin (INC) oluşturulmasına karar vermiştir. INC tarafından hazırlanan sözleşme 1992'de Rio de Jenario'daki Dünya Zirve'sinde imzaya açılmıştır. Sözleşme AB'de dahil olmak üzere 154 ülke tarafından imzalanarak 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girmiş, 2002 yılı haziran ayı itibarı ile 185 ülke sözleşmeyi kabul etmiştir.

İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ile Sözleşmeye taraf olan ülkeler özetle;

Yeryüzü iklimindeki değişikliğin ve bunun zararlı etkilerinin insanlığın ortak kaygısı olduğunu,

İnsan faaliyetlerinin atmosferdeki sera gazlarının yoğunluklarını artırmakta olduğu ve bu artışların doğal sera etkisini yükselttiği ve bunun dünya yüzeyinde ve atmosferde ek bir ortalama sıcaklık artışı ile sonuçlanacağını,

Geçmişteki ve günümüzdeki küresel sera gazı emisyonlarında en büyük payın gelişmiş ülkelerden kaynaklandığını,

İklim değişikliğine ilişkin tahminlerde, özellikle zamanlama, büyüklük ve bölgesel model bakımından birçok belirsizlikler bulunduğunu,

İklim değişikliğinin küresel niteliği gereği tüm ülkelerin koşullarına uygun olarak mümkün olan en geniş ölçüde işbirliği yapmasını,

kabul etmişlerdir.

Sözleşme ile taraflara birtakım yükümlülükler getirilmiş olup bu yükümlülükler kısaca şu şekildedir ;

•  Taraflar uygun metodolojiler kullanarak insan kaynaklı tüm sera gazları emisyonları ve yutaklar tarafından uzaklaştırılanların dökümünü geliştirecek, güncelleştirecektir.

•  Emisyonlar ve yutakların durumunu ele alarak iklim değişikliğini azaltacak önlemleri içeren ulusal ve bölgesel proğramları ve iklim değişikliğine uyumu kolaylaştıracak önlemleri oluşturacak, uygulayacak ve yayınlayacaktır.

•  Sera gazı emisyonlarını kontrol eden, azaltan veya önleyen teknolojilerin, uygulamaların teşvik ve geliştirilmesinde işbirliği yapacaktır.

•  Tüm sera gazı yutak ve haznelerinin korunması ve takviyesini teşvik edecektir.

•  İklim değişikliği etkilerine uyum hazırlığında işbirliği yapacak, kıyı kuşağı yönetimi, su kaynakları, tarım ve özellikle kuraklık, çölleşme ve sellerden etkilenen alanların korunması için entegre planlar hazırlayacak ve geliştirecektir.

•  İklim sistemi ile ilgili olarak, bilimsel, teknolojik, teknik, sosyo-ekonomik, sistematik gözlem ve veri arşivlerinin geliştirilmesine destek verecek, işbirliği yapacaklardır.

•  İklim değişikliği ile ilgili olarak öğretim, eğitim ve kamu bilinci oluşturmak ve kamu dışı kuruluşlar da dahil olmak üzere bu sürece en geniş katılımı sağlamak.

Ayrıca sözleşme ile bağlayıcılık taşımayan hedef olarak, sanayileşmiş ülkelerin 2000 yılında, 1990 yılındaki emisyon düzeylerine geri dönmeleri hedeflenmiştir. İlk anda acil önlem olarak öngörülen bu hedeflerin yeterli olmayacağı anlaşılarak 1997 yılında daha ileri bir adım olan Kyoto Protokolü kabul edilmiştir. Kyoto Protokolü ile 2008-2012 döneminin sonunda ülkelerin durumlarına göre sera gazı emisyonlarını %5 - %8 oranında azaltması yükümlülüğü getirilmiştir. Bu oranlar gelişmiş ülkeler için %5 iken İsviçre ile Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri için %8, ABD için %7 olarak belirlenmiştir. Türkiye, gelişmiş ülkeler kapsamında değerlendirilerek %5'lik bir emisyon azaltımı yükümlülüğüne tabi tutulmuştur. Oysa ülkemiz tam olarak gelişmiş ülkeler düzeyinde sera gazı emisyonu yapmaması ve sanayileşme gerekliliği nedeniyle imzalamamıştır.



Kaynakça

Climate 2001, The scientific Basis, Tecnical Summary of the Working Group l Report,p.38

Çevre ve Orman Bakanlığı – UNDP İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, , Ağustos 2004

UNEP – UNFCCC , Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü, Türkçe Basım 2004

TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası, Meteoroloji Karakterli Doğal Afetler Raporu, Ankara-1999

Kadıoğlu M., Toros H, Kurtuluş B. Küresel ısınma ve Türkiye'de yağış trendleri. Nisan-1994

Kadıoğlu M., Ozon ve İklim Değişikliğinin Türkiye'ye olası etkileri.Meteoroloji Mühendisliği,1997

Kadıoğlu M, Türkiye'de İklim Değişikliği ve Olası Etkileri. Çevre Koruma, 1993

Angı A.E, Özkaya M, Türkiye'deki Yüzeysel Akımlar ve Trendleri. 4.Hidroloji Kongresi, İstanbul-2004


Tarih: 19:18, 11/4/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

KÜRESEL ISINMAYA KARŞI MİTİNG DE BULUŞALIM !

 
KÜRESEL ISINMAYA KARŞI TEPKİMİZİ BİR AN ÖNCE GÖSTERMELİYİZ.
www.küreseleylem.org sitesindede duyarlı bir grup insan bizleri de küresel ısınmaya karşı tepki için davet ediyor.
 
AŞAĞIDAKİ YAZIYI BU SİTEDEN AYNEN SİZLERE AKTARIYORUM,İSTANBUL'DA İKAMET EDENLER MÜMKÜNSE BU EYLEME KATILMANIZI TAVSİYE EDERİM.
 
dogayadavet.blogcu.com
 
Küresel Eylem Grubu

Başka bir enerji mümkün!
Tuesday, 06 February 2007

28 Nisan 2007’de Kadıköy’de, mitingdeyiz!

Buluşma Yeri: Saat 12.00 Haydarpaşa Numune Hastanesi Önü, Kadıköy

Aşağıda imzası bulunan bizler, dünyamızı ve ülkemizi tehdit eden bugünün enerji sistemini topluca değiştirmenin zamanı geldiğine, bu değişimin yaşanması için önümüzdeki tek engelin 20. yüzyılın zihniyet yapısında kalmış siyasi irade olduğuna ve ancak bu siyasi iradeye geç kalmadan değişimi zorlamak için biraraya gelip sesimizi yükseltirsek geleceğimizi kurtaracağımıza inanıyoruz. Geçtiğimiz yüzyılda şekillenmiş enerji sistemi, büyük ölçekte fosil yakıtlar ve çok küçük bir paya sahip olsa da nükleer enerji arasında paylaştırılmıştırılmıştır. 21. yüzyıla girerken fosil yakıtların küresel ısınmaya neden olarak iklimlerimizi değiştirmesi insanlığın ve ekosistemin geleceğini geri dönülmez bir şekilde tehdit etmektedir.


Tarih: 19:09, 11/4/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

SERA ETKİSİ VE KÜRESEL ISINMA

Sera Etkisi ve Küresel Isınma Geri Dön


Dünya atmosferi çeşitli gazlardan oluşur. Ayrıca küçük miktarlarda bazı asal gazlar bulunmaktadır. Güneşten gelen ışınlar (ısı ışınları/kısa dalgalı ışınlar), atmosferi geçerek yeryüzünü ısıtır. Atmosferdeki gazlar yeryüzündeki ısının bir kısmını tutar ve yeryüzünün ısı kaybına engel olurlar. (CO2, havada en çok ısı tutma özelliği olan gazdır.)

Atmosferin, ışığı geçirme ve ısıyı tutma özelliği vardır. Atmosferin ısıyı tutma yeteneği sayesinde suların sıcaklığı dengede kalır. Böylece nehirlerin ve okyanusların donması engellenmiş olur. Bu şekilde oluşan, atmosferin ısıtma ve yalıtma etkisine sera etkisi denir. Dünya atmosferi cam seralara benzer bir özellik gösterir.

Son yıllarda atmosferdeki CO2 miktarı hava kirlenmesine bağlı olarak hızla artmaktadır. Metan, ozon ve kloroflorokarbon (CFC) gibi sera gazları çeşitli insan aktiviteleri ile atmosfere katılmaktadır. Bu gazların tamamının ısı tutma özelliği vardır.

CO2 ve ısıyı tutan diğer gazların miktarındaki artış, atmosferin ısısının yükselmesine sebep olmaktadır. Bu da küresel ısınma olarak ifade edilir. Bu durumun, buzulların erimesi ve okyanusların yükselmesi gibi ciddi sonuçlar doğuracak iklim değişmelerine yol açmasından endişe edilmektedir.

İnsanların çeşitli faaliyetlerinin küresel ısınmaya katkısı şöyledir:

  • Enerji kullanımı %49,
  • Endüstrileşme %24,
  • Ormansızlaşma %14,
  • Tarım %13'tür.





Tarih: 19:05, 11/4/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

LEKELERLE BAŞINIZ DERTTE Mİ?

Yünlü, pamuklu, ipek kumaşlar için elinizin altındaki sihirli leke çıkartıcıyı biliyor musunuz? Kuru fasulyenin haşlama suyu, içine tuz katılmadığı taktirde mükemmel bir temizleyicidir. Bunu sakın unutmayın.

ALÇI LEKESI

Ilık sirkeye batırılmış bir bezle silin.

ALKOL LEKESi

Cilalı ahşap üzerinde: Lekeli yerleri bir mantar tıpasıyla silin veya terebentinle ıslatın, sonra parlatın.
Masif ahşap üzerinde: Eter veya benzinle temizleyebilirsiniz.
Leke çok inatçıysa, çakmak benzinini deneyiniz.

ALTIN TEMiZLiGi

Bir litre suya 15 gr. sabun rendesi ve 100 gr. amonyak ilave edin. Temizlemek istediğiniz altın eşyalarınızı bu karışımın içinde 1/2 saat kadar bırakın. Sonra, soğuk suyla çalkalayın ve bir deri parçasıyla temizleyin.

<******> ALÜMINYUM TEMiZLiĞi

Kimi zaman alüminyum kaplarımız kirlenir ve lekelenir (özellikle bulaşık makinasında yıkadıktan sonra kararırlar). Bunların temizliği de kolaydır. İçinde kuzu kulağı pişirin veya süt kaynatın. Bozulan rengi eski haline dönecektir. Biraz zeytinyağı ile birkaç damla alkolü karıştırın ve yumuşak bir bezle alüminyum kaplarınıza sürün. Pırıl pırıl olacaklardır.

AMPULLERIN TEMIZLIĞI

En iyi temizleyici alkoldür. Ancak ampulün yüzeyi pütürlüyse bir kesilmiş soğan parçasıyla silin, sonra nemli bir bezle temizleyin. Ampulü temizledikten sonra ışığı yakmadan, üzerine bir iki damla parfüm sürün. Eviniz mis gibi kokacaktır.

AT KESTANESI

Elleriniz için:At kestanesi tozu ile ellerinizi yıkarsanız beyaz ve yumuşak olmalarını sağlarsınız. Çamaşırlar için: Özellikle beyaz çamaşırları at kestanesi suyuyla yıkarsanız kar gibi beyaz olurlar. Ayrıca, at kestanesiyle yıkanan çamaşırlar nemliyken ütülenirse kolalı gibi olur.

AYAKKABIDAKI LEKELER

<******> SU LEKESI  

Boyamadan önce vazelin sürün.
 

KÜF LEKELERI

Bir beze gliserin sürerek lekeleri silin.

spor ayakkabilar

Benzine batırılmış, eski diş fırçasıyla temizleyin.

açik renk ayakkabilar

Üzerindeki lekeler benzine batırılmış bir bezle silinirse yok olurlar.

koyu renk ayakkabilar

Üzerlerindeki lekeleri alkole batırılmış bezle temizleyin. Lekeler yok olacağı gibi ayakkabılarınız
pırıl pırıl gözükecektir.

vernikli ayakkabilar <******>

Süt ve limon suyu en tesirli temizlik maddesidir.

süet ayakkabilar

Süet ayakkabıların dökülen tüylerini kabartmak için onları, su buharına tutun. Sakın ıslakken fırçalamayın. İyice kuruyunca tel fırçayla fırçalayın.

rugan ayakkabilar

Çatlamalarını önlemek için zeytinyağı veya vazelin sürün. Sıcaklık çatlamalarına sebep olacağı için serin yerde saklayın.

kahverengi ayakkabilar

Rengini değiştirip siyaha boyamak isterseniz önce çiğ patatesle ovalayın sonra siyah cila sürün.

AYNA TEMIZLIĞI

Aynanızı temizlemenin iki basit yolunu sıralayalım.
- Top haline getirdiğiniz gazete kağıdını, 2 ölçü su ve 1,5 ölçü sirke karışımına batırarak bununla aynanızı silin, sonra kuru bir bezle kurulayın. <******>
-Yarıya kesilmiş çiğ patatesle aynayı ovalayın. Sonra içine az  miktarda alkol katılmış suyla durulayın.
Sinekler karşı: Aynayı temizlediğiniz son suya alkol katarsanız sineklerin konmasını engellersiniz.

BALMUMU LEKESI


Lekeli yere bir kurutma kağıdı yerleştirip, balmumunu emmesi için üstünde sıcak ütüyü gezdirin.

BLUCINLERIN RENGI


Rengini devamlı olarak açılmasını istemiyorsanız, yeniyken içine bol miktarda tuz atılmış soğuk suda 12 saat kadar bırakın. Renginin belirgin bir sabitlik kazandığını göreceksiniz.

BOYA


Kokusundan rahatsız olursanız

Taze boya kokusunu yok etmek için iki çareden yararlanabilirsiniz.
-Boya kutusuna, litre başına 2 çorba kaşığı vanilya karıştırın. <******>
-Veya boyadığınız odaya, içinde kesik bir soğan bulunan soğuk su dolu bir kap yerleştirin.
Ekmek içiyle doldurulmuş bir tabak da aynı işi görecektir.

TEMIZLIĞI


Oda duvarlarını temizlemek daima can sıkıcı işler arasında yer alır. Üstelik bu işin püf noktaları bilinmiyorsa?

- Odanın ortasına, kaynar su dolu bir kap bırakın. Kapı ve pencereleri iyice kapatın. Meydana gelecek buhar duvarları nemlendireceğinden temizlik işiniz oldukça kolaylaşacaktır.
- Mutfak duvarlarının temizliği için kullanacağınız sabunlu suya bolca tuz ilave edin. Böylece duvarlardaki yağ ve is lekelerini kolaylıkla çıkartabilirsiniz.
- Boyalı duvarlarınızı, iyice yıkayıp kuruttuktan sonra, nişastalı suya batırdığıız süngerle silin. Böylelikle bir sonraki temizlik işlemini kolaylaştırmış olursunuz.

PARMAK IZLERI


- Duvarın boyasına zarar vermeden bu sevimsiz parmak izlerinden kurtulabilirsiniz. <******>
-          İzleri kesilmiş patates parçasıyla ovuşturun.
-         Parafine buladığınız bir bezle silerseniz parmak izlerinin çıktıklarını görürsünüz.

CAM ÜZERINDEKI BOYA LEKELERI

-          Eğer lekeler küçükse, bunları jiletle kazıyarak çıkartabilirsiniz.
-         Daha inatçı ve büyük boya lekelerini önce alkolle ıslatın, sonra jiletle kazıyın.

KUMAŞ ÜZERINDEKI BOYA LEKELERI


- Leke henüz oluşmuşsa, yani tazeyse en etkili temizleyici madde terebentindir.
- Leke kurumuşsa, sabunlu suyla yıkayın ve birkaç saat bu suda bırakın. Boya iyice yumuşayınca bir bıçakla kazıyın, sonra terebentinle silin. <******>

BÖCEK ÖLÜLERI LEKE YAPMIŞSA


- Beyaz çamaşırlar: Çamaşır suyuyla yıkayın.
- Renkli kumaşlar: Lekeyi ılık suyla ıslatın, sonra amonyaklı suyla fırçalayın.

CEVIZ LEKESI

Taze ceviz lekesinin ellerde bıraktığı sevimsiz lekeyi çıkarmak için pamuklu bir bez parçasını sirkeye batırıp lekelere sürtün. Sonra ellerinizi soğuk suyla yıkayın.

CEZVEDEKI LEKELER

Cezvenizdeki kahve lekelerini tuzla ovarsanız hemen çıkarlar.

ÇAMAŞIRLAR


Yeni çamaşırlar: Yeni çamaşırlarınızın apresini bozmak için, bunları sodalı veya tuzlu ılık suya batırın.
Kaynatırken: Çamaşır kaynatırken oluşan buharı önlemek için, tülbent içine koyduğunuz defne yapraklarını kaynama suyuna atınız.
<******> Beyazlık: Beyaz çamaşırlarınızı kaynattığınız suya birkaç yumurta kabuğu atarsanız kar gibi beyaz olmalarını sağlarsınız.
Sararmışsa: Çamaşırlarınızın kat yerlerinde oluşan sarı çizgileri yok etmek için, bunları çiğ sütle ıslatın. Güneşte kuruttuktan sonra yıkayın.
Renk: Keten çamaşırlarınızın, nazik trikolarınızın, bluzlarınızın ilk günkü parlaklıklarını ve güzel renklerini devam ettirmek istiyorsanız, son durulama suyuna beyaz sirke ilave edin.

ÇAMUR LEKESI


Hiçbir zaman elbiseyi hemen fırçalamayın. Çünkü çamur lekesi genellikle kuruyunca hafif bir fırçalamayla çıkarlar. Eğer leke çıkmamakta ısrar ederse, eşit miktardaki su ve sirke karışımıyla silin

Tarih: 22:23, 2/4/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

SU TERAPİSİ

ŞAŞIRTICI SU TERAPİSİ

>

>

> Giriş

>

> Her gün 6 su bardağı su (1,5 litre) iç ve böylece ilaç almaktan, iğne

>olmaktan, doktor parasından kurtul. Uygulamadan inanamazsın.

>

> Su Terapisi ile Tedavi Edilebilen Hastalıkların Listesi

>

> >"urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

>

>

>Kan Basıncı/Yüksek Tansiyon

>

>Romatizma (Eklemlerde/Kaslarda ağrı)

>

>

>Anemi (Kansızlık)

>

>Genel Felç

>

>

>Obezite (Aşırı şişmanlık)

>

>Kireçlenme (Artirit)

>

>

>Sinüzit

>

>Taşikardi

>

>

>Baş dönmesi

>

>Öksürük

>

>

>Lösemi

>

>Astım

>

>

>Bronşit

>

>Akciğer Veremi

>

>

>Menenjit

>

>Böbrek Taşı

>

>

>Üreme Organı Hastalıkları

>

>Ekşime

>

>

>Dizanteri

>

>Gastrit

>

>

>Rahim Kanseri

>

>Hemoroit

>

>

>Kabızlık

>

>Kemik Erimesi

>

>Şeker Hastalığı

>

>Baş Ağrısı

>

>Gözde Kan Toplanması

>

>Düzensiz Adet Görme

>

>Meme Kanseri

>

>Larenjit (Gırtlak İltihabı)

>

>Terapi İşlemi

>

> Sabah, yataktan kalktıktan hemen sonra (dişlerini bile fırçalamadan),

>1,5 litre (5-6 bardak) su iç. Bilin ki bu "Usha Paana Chikitsa" diye

>anılan eski bir Hint terapisidir. Daha sonra yüzünüzü yıkayabilirsiniz.

>Burada en önemli nokta, 1,5 litre su içildikten sonra takip eden bir

>saat içinde hiçbir şekilde bir şey içilmeyecek ve yenmeyecektir. Bir

>gece önce alkol içeren içki alınmaması da çok titizlikle uyulması

>gereken bir husustur. İstenirse, bu amaçla içilecek su kaynamış ve

>süzülmüş kullanılabilir.

>

> 1,5 litre suyun bir kerede içilmesi zor olduğundan derece derece

>uygulayabilirsiniz. İlk başta dört bardağı bir dikişte, kalanı iki

>dakika içinde aralıklarla içerek kendinizi alıştırabilirsiniz. Bir saat

>içinde 2 ya da 3 kere idrar çıkma ihtiyacı hissedebilirsiniz, ancak bir

>süre sonra bu normal olacaktır.

>

> Araştırma ve Deneylerle

>

> Aşağıda belirtilen hastalıkların, yanlarında gösterilen sürelerde

>iyileştikleri gözlemlenmiştir.

>

>Kabızlık - 1 gün

>

>Ekşime - 2 gün

>

>Şeker - 7 gün

>

>Kanser - 4 hafta

>

>Ak. Veremi - 3 ay

>

>Y. Tansiyon - 4 hafta

>

>

>

> Not:

>

>Artirit (Eklem Kireçlenmesi) ve Romatizma ağrıları çekenler bu terapiyi

>günde üç kere; yani ilk hafta sabah, öğle ve akşam yemeklerinden 1 saat

>önce; ve sonra hastalık geçinceye kadar günde iki kere uygulamaları <******>

>önerilir.

>

> Sadece Su Nasıl Etki Eder?

>

> Sıradan bir su tüketimi, doğru metotla insan vücudunu temizler. Tıpta

>"Haematopaises" de denilen yeni kan oluşması, kolonun daha tesirli

>olmasına yardımcı olur. Kolon ve bağırsaklarda bu şekilde yeni kan

>oluşması tartışmasız bir gerçektir. Bu terapi ile kolon ve bağırsakların

>mukoza kıvrımları çalışır.

>

> Eğer kolon temizlenirse, günde birkaç kere alınan kandaki gıdalar

>emilecek ve mukoza kıvrımlarının çalışmasıyla yeni kan haline

>dönüşeceklerdir. Kan, rahatsızlıkların tedavisinde ve sağlığın

>korunmasında en önemli unsurdur ve bunun için de su düzenli olarak

>alınmalıdır.

>

> Hayat Kısa, Hemen Uygula

>


Tarih: 22:08, 2/4/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ

>ÜZÜM ÇEKIRDEĞI
>
>Üzüm Çekirdeği Avrupa'da ilaç niyetine satılıyor. Mucizevî çekirdek
>ödemden, nezleye kadar bir çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Üzümün
>çok faydalı olduğu bilinir. Özelliklede zihin açıcı yönü ile sınavlardan
>önce kuru üzüm tavsiye edilir. Ama birçoğumuz üzümü yerken çekirdeğinden
>muzdarip oluruz. Onu tüketmez, atarız. Hatta marketlerde en çok çekirdeksiz
>üzümler rağbet görür. Halbuki üzümün çekirdeği bugün birçok Avrupa
>ülkesinde ilaç niyetine, tabletler halinde satılıyor. Yavaş yavaş
>Türkiye'de de yaygınlaşmaya başlayan üzüm çekirdeği, yakında bütün
>eczanelerdeki yerini alacak gibi. Bu çekirdeğin en önemli faydası kan
>damarı onarıcısı olması. Kan damarları insan için hayati önem taşıyor.
>Başınızdan ayak uçlarınıza kadar her doku kanla
>beslenir. İncecik kılcal damarlardan, geniş atardamarlara kadar, karmaşık
>kan damarları ağı sizin yaşam hattımızdır. Eğer kan damarları yaşlanır,
>hastalanır, zayıflar, incelir ve kan sızdırırsa, sağlığınız tehlikede
>demektir. Eğer oksijeni taşıyan kan düzgün bir biçimde akmıyorsa kalp
>kasınız hasar görebilir. İşte üzüm çekirdeği, zayıflamış kan damarlarını
>güçlendirip normal sağlıklarına döndürebilen, dolaşım bozukluklarının
>düzeltebilen ve önleyebilen bir yapıya sahip. Özelliği ise tamamen doğal
>olması... Çekirdek, damar hastalıklarını tedavi ediyor. Zayıflamış kan
>damarlarının yapısını güçlendiriyor.
>
>Ayrıca üzüm çekirdeği bilinen en güçlü antioksidan... Yapılan bazı
>testlerde, E vitamininden 50 kat daha güçlü olduğu ortaya çıkmış. İlk
>Fransa'da keşfedildi Üzüm çekirdeği 40 yıldır Avrupa'da, özellikle üzüm
>bağlarının çokluğu ile bilinen Fransa'da etkili bir biçimde kullanılıyor.
>
>Üzüm çekirdeği 1947 yılında Bordeaux Üniversitesi'nden emekli tıp
>profesörü, Fransız Kimyacı Jack Masquelier tarafından keşfedilmiş.
> <******>
>Çekirdek ilk olarak hamileliğinden dolayı aşırı ödemi olan fakültenin
>dekanının eşine, dekan tarafından verilmiş.
>
>Masquelier o günü şöyle anlatıyor;
>
>"Kadın, şişmiş bacakları ile o kadar yorgun görünüyordu ki, güçlükle
>yürüyebiliyordu. Yüzünden, çektiği acıları okumak mümkündü.
>
>Ne yapabilirim de bu kadının acılarını dindirebilirim diye düşündüm.
>
>Sonra dekanın eşine çekirdek verdiğini gördüm.
>
>Dekanın eşi 48 saat içinde iyileşti. O halde, ben üzüm çekirdeğinde özel
>bir şeyler olabileceğini düşündüm.
>
>"1950'de üzüm çekirdeği Resivit olarak bilinen ve Fransa'da satılan ilk
>damar koruyucu ilaç olmuş.
>
>Doktor Masquelier ve meslektaşları, üzüm çekirdeğinin varis üzerindeki
>etkisini doğrulayan dokuz deney yapmışlar. Bununla birlikte çekirdek, göz
>kamaşması, gece körlüğü, maküler dejenerasyon gibi göz sorunlarının,
>arterit, saman nezlesi, alerji ve burun kanamalarını tedavisinde de
>kullanılmış.
>
>"Eğer düzenli olarak üzüm çekirdeği alırsanız, damar duvarlarınız
>güçlenecektir." diyor Dr. Masquelier. Diş eti kanayanlar kullanmalı. Peki
>üzüm çekirdeğine ihtiyacınız olup olmadığını nasıl öğreneceksiniz? Doktor
>Masquelier'in konu ile ilgili görüşleri şu şekilde:
>
>"Sabahleyin dişlerinizi fırçalarsınız ve diş etlerinizin kanadığını
>görürsünüz. Ya da göz korneasında bir kan lekesi fark edersiniz. Veya
>geceleri kendinizi yorgun hissedersiniz, baldırlarınız şişer, ödem olduğunu
>fark edersiniz. Bu durumda damar zayıflığından muzdaripsinizdir ve üzüm
>çekirdeği tüm bu patolojik mekanizmalarla mücadele eder.
>
>"1995 yılında İtalya'da yapılan bir araştırmada 150 miligramlık üzüm
>çekirdeğinin ağrıyı, yanma karıncalanma hissini ve atardamarların şişme
>derecesini azaltmada, yaygın olarak kullanılan bir eczacılık ilacından daha <******>
>hızlı ve üzün sureli etkili olduğu bulunmuş. 1985 yılında da Fransa'da 92
>hasta üzerinde yapılan kur kontrollü deney, 28 gün boyunca 300 miligram
>üzüm çekirdeği almanın, ağrıyı, karıncalanma geceleyin giren bacak
>kramplarını ve şişkinliği yüzde 50'den daha fazla azalttığını göstermiş.
>Üzüm çekirdeğini diğer bir faydası ise gözlere... Gece görüşünde önemli
>olan parlak ısıların neden olduğu göz kamaşmasını geçirmeye yardımcı
>oluyor.
>
>Yine Fransa'da 100 denek üzerinde yapılan iki ayrı araştırmada 5 hafta
>boyunca günde 200 miligram üzüm çekirdeği almanın parlak ısılara maruz
>kaldıktan sonra görme keskinliğine yeniden kavuşma durumunu artırdığı
>ortaya çıkmış. Ayrıca testlerde üzüm çekirdeği ürünün bir bilgisayar ekrani
>karşısında çalışmanın neden olduğu göz gerilimini geçirdiği ve miyop
>kişilerde retinanın işlevini ve duyarlılığını düzelttiği görülmüş.
>
>Üzüm çekirdeğinin tansiyonu ve onun sonuçlarını düzenlemeye yardımcı
>olabileceği de belirtiliyor. Araştırmaların gösterdiğine göre, yüksek
>tansiyonlu insanlar genellikle çok geçirgen olan, zayıf kılcal damarlara
>sahipler. Bu da onların kılcal damar kanaması geçirme ve göz retinasındaki
>kan damarlarının yırtılma olasılıklarını artırıyor. Dr. Miklos Gabor'un
>yaptığı araştırmada üzüm çekirdeği yüksek tansiyonlu deneklerde kılcal
>damarları güçlendirmiş.
>
>Anti-Aging etkisi Üzüm çekirdeği damarları yenilediği için ayrıca
>anti-aging etkisine sahip. Yenilenen damarlar yaşlılığı geciktiriyor.
>Böylelikle cildinizdeki yaşlanma belirtileri azalıyor. Uluslararası
>sertifikalı Organik Üzüm Çekirdeği Ekstraktinin içerdiği Proantosiyanidin,
>bilinen en güçlü etkisi antioksidant. Üzüm çekirdeğinin antioksidant etkisi
>vitamin E'den 50, vitamin C'den 20 kat daha fazla.
>
>Antioksidantlar, vucudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya
<******> >dışarıdan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı maddeleri
>etkisiz hale getiriyor.
>
>Uzmanlara göre vücudun antioksidant üretimi 25 yaşından sonra
>yavaşlamaktadır. Bu yavaşlamanın yol açtığı deformasyonları yok etmek için
>bilinen en kuvvetli antioksidant ise organik üzüm çekirdeği ekstraktıdı
>olduğu belirtiliyor.
>
>Çekirdek, bağ dokularını güçlendirerek cilt sarkmasına engel oluyor. Cildin
>elastik, yumuşak ve düzgün olmasını sağlıyor. Üzüm çekirdeğinde tavsiye
>edilen miktar günde 150 ile 300 miligram.
>
>Damar sağlığını korumak için gerekli doz ise günde 5-10 gram. Üzüm
>çekirdeğinin insanlar üzerinde her hangi bir yan etkisi görülmemiş.
>
>Prof. Peter Rohdewald tarafından laboratuar fareleri, Hint domuzları ve
>köpekler üzerinde yapılan araştırmada doğal çekirdeğin, toksik, mutajenik,
>karsinojenik olmadığı tespit edilmiş.
>
>Kimler kullanmalı?
>* Kan damarlarının yardıma ihtiyaç duyduğunu düşünenler.
>* Cildindeki kırışıklıklar günden güne fazlalaşanlar
>* Cildi cansız ve solgun görünenler
>* Cinsel yaşantısında kendini yetersiz hissedenler
>* Kalple ilgili sorunları olanlar
>* Ani kalp krizi riski olanlar
>* Görme gücünde yaşlanmaya bağlı bozulma olanlar
>* Şişlikler ve ödem alerjilerinde
>* Yüksek tansiyonda
>* Kolayca kanama ve morarma eğilimi olanlar
>* Daha önce kanamaya bağlı felç geçirenler
>* Şeker hastalığı olanlar
>* Varis ve hemoroit gibi soruları olanlar
>
>Sunu belirtmek gerekiyor ki; yukarıda bahsettiğimiz faydaların birçoğu
>çekirdeğin damarları onarıcı özelliğinden kaynaklanıyor.
>
>Çünkü damarlar, insan bedenini ayakta tutan ana mekanizmalar. Onların
>bozukluğu insan bünyesinde birçok hastalığa neden oluyor.
>
>Damarları onaran çekirdek, böylelikle diğer hastalıkların iyileşmesinde de
>önemli bir etkiye sahip oluyor.Dünya <******> bir ayna gibidir; siz onu gülümseyerek
>karşılarsanız, o da size gülümser.
>


Tarih: 21:56, 2/4/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ELMA SİRKESİ

ELMA (Malus domestica)

Bitki özellikleri: Dünyamızda 5000'den fazla türü olan elma hakkında herhangi bir tanımlamaya hiç gerek yok. Damak tadınıza en uygun elma türünü seçebilirsiniz.

Bileşim: Su oranı %85, seker %12, Pektin, organik asitler, soda, fosfor, tanen, vitamin A, B1, B2, C, E, PP.

Kullanım alanları ve biçimleri: Elma, içerdiği organik asitler, soda ve fosforun yardımı ile, beyni, karaciğeri ve mideyi çok olumlu etkiler. Kullanım biçimleri, taze meyve ve meyve suyu olarak sıralanabilir. Çiğ elma kabuğu yenerek bedendeki ürik asit azaltılabilir. Pişmiş elma ile yapılan kompresler yumuşatıcı ve rahatlatıcıdır. Taze elma suyu ile yıkanan kırışık ve pörsük deri canlılık ve tazelik kazanır. Yatmadan önce yenen bir elma, rahat uyumaya yardımcı olur. Kabızlığa karşı pişmiş elmanın etkili olduğu bilinir. Gut, böbrek, mesane hastalıklarına ve hemoroite karşı uygulanacak bir elma küründen yararlı sonuçlar alınabilir. Deri döküntülerine, gut ve romatizma rahatsızlıklarına karşı, taze elma suyu başarıyla kullanılabilir. Elma suyu, özellikle soğuk algınlığına, öksürüğe, ses kısıklığına, yüksek ateşe ve iltihaplı hastalıklara karşı başarılıdır. Ama çok soğuk içilmemelidir. Elma suyu ayrıca, romatizmal böbrek ve karaciğer rahatsızlıkları, damar sertliği ve egzamaya karşı da kullanılabilir. Elma genelde, yatıştırıcı ve ateş düşürücüdür. Elma suyu, sindirim sistemini uyarır ve mide mukozasını güçlendirir. Sindirim yetersizliğine karşı, rendelenmiş bir elma yemeklerden önce yenilmelidir. Ama rendelendikten sonra, rengi koyulaşana kadar bekletilmelidir. Ham elma rendesi ishale karşı kullanılabilir. Kısaca, sağlıklı yaşamaya önem veren kişinin yakınında her zaman elma bulundurması gerekir. <******>

Elma sirkesi, doğal bir yasam iksiridir!

Bileşim: Kalsiyum, fluor, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, A vitamini, Beta-carotin, B1, B2, ve B6 vitaminleri, C vitamini, sirke asitleri, meyve asitleri, pektin, doğal aroma maddeleri.

Yaşlılığımızda da sağlıklı olabilmek için hareketli bir yaşam ve sağlıklı bir beslenme biçimi oluşturmaya özen göstermeliyiz.. İşte burada elma sirkesi seçiminin değeri ile karşılaşıyoruz. İçerdiği çok değerli ve çeşitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir o. Elma sirkesi, bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebileceğimiz olağanüstü bir doğal ilaçtır. Burada size, bedeninizi genel anlamda güçlendirmek, çeşitli hastalık belirtilerini hafifletmek ve gerekli cilt bakımını yapmak için elma sirkesini nasıl kullanabileceğinizi anlatmak istiyorum.

Kullanım biçimleri: Doğal elma sirkesinin en etkili kullanım biçimi, çiçek balı ile karıştırılarak oluşturulur:

*1 bardak su

*1 tatlı kasığı dolusu elma sirkesi

*1 tatlı kasığı dolusu çiçek balı

Hepsi iyice karıştırılır ve sabahları aç karnına küçük yudumlarla içilir. Sürekli kullanım sayesinde, öncelikle bedenin bağışıklık sistemi güçlenecek ve sizi pek çok hastalıktan koruyabilecektir. Bu enerji kokteyli ayrıca size canlılık ve güç kazandıracak ve ileri yaşlara kadar sağlıklı ve mutlu kalmanıza önemli katkılar sağlayacaktır. Ama burada çiçek balını da yakından tanımamız gerekiyor:

Çiçek balının bileşimi: Seker: %32 üzüm şekeri (glikoz), %39 meyve şekeri, %7 malt şekeri. 100g balda mineraller: Sodyum 7 mg, potasyum 45 mg, kalsiyum 5 mg, fosfor 20 mg, magnezyum 3 mg, demir 1mg. 100g balda vitaminler: B1 0,03 mg, B2 0,05 mg, Niacin 0,1 mg, C 1mg.

Sabahları aç karnına içtiğiniz bir bardak elma sirkesi-bal kokteylinin içindeki müthiş zenginliği öğrenmiş bulunuyorsunuz artık.

Bu zenginliğin sağlığımıza yaptığı katkılara da şöyle kısaca bir göz atmamız herhalde yararlı olacaktir:

-Öncelikle bedenimiz güçlenir ve bedensel uğraşlara ve strese karşı koyabilecek dayanıklılığı kazanır. Sirkenin içerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde, kalp kasları dahil olmak üzere tüm kas yapısı da güçlenecektir. Kramplara karşı, kokteylinizi maden suyu ile hazırlayabilir ve her öğünde 1 bardak içebilirsiniz. <******>

-Sık sık grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişiler, bağışıklık sistemleri sirke-bal kokteyli sayesinde güçleneceği için, bu tür sıkıntılardan büyük çapta kurtulmuş olacaklardır. Ama bu tedaviyi aşağıdaki plana göre uygulamakla kalıcı sonuçlara ulaşabilmek mümkün olacaktır.

-Soğuk algınlığı ve grip zamanlarından önce, 4 haftalık bir sirke-bal kokteyli kürüne başlayın ve günde 3 bardak için.

-Sirke-bal kokteyli nezleye karşı da bedeni güçlendirecektir. Nezleye karşı ayrıca, 1 ölçü elma sirkesi 2 ölçü suya karıştırılır, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve inhalasyon tedavisi uygulanır.

-Boğaz ağrısı ve ses kısıklığında, 1 ölçü elma sirkesi ile 3 ölçü ılık su karıştırılır ve saat başı derin gargaralar yapıldıktan sonra tükürülür. Bu gargaraların adaçayı ile dönüşümlü yapılması etkiyi daha da arttıracaktır.

-Öksürüğe karşı, 4 yemek kaşığı dolusu akışkan balla 3 tatlı kaşığı elma sirkesini iyice karıştırın. Öksürük gıcığına karşı yarım tatlı kaşığı alın ve yavaş yavaş yutun. Ayrıca, bolca kekik çayını balla tatlandırın ve yudumlayarak için.

-Yüksek kolesterole karşı, günde pek çok kere elma sirkesi-bal kokteyli içilir. Salatalarda öncelikle elma sirkesi kullanılır.

-Varise karşı, elma sirkesiyle ıslatılan bir bez baldıra sarılır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.

-Gaz şişkinliğine karşı, her öğünden yarım saat önce 1 bardak elma sirkesi-bal kokteyli içerek, sağlıklı bir bağırsak florasının temelini atın. Bu kokteyle rezene veya frenk kimyonu çayı da ekleyebilirsiniz.

-Kabızlığa karşı, günde pek çok kere, 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ekleyerek için. Ayrıca, 4 litre ilik suya 1 su bardağı dolusu elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı tuz ekleyerek ayak banyoları alın. Banyo süresi 10 dakikadır.

-Yaraların çabuk iyileşmesi için, günde 3 bardak elma sirkesi-bal kokteyli için. İltihaplanmayı önlemek için, elma sirkesiyle ıslattığınız bir pamukla günde pek çok kere yarayı nemlendirin.

-Ergenlik sivilcelerine karşı, her yemekten yarım saat önce, içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklenmiş 1 bardak su için. Yüzünüze buğu banyoları uygulayın: 1 litre kaynar derecede sıcak suya 4 yemek kaşığı elma sirkesi ve 2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası ekleyin, 1-2 kere karıştırın ve başınızı büyük bir havluyla örterek 5- 10 dakika gözlerinizi yumarak bekleyin. Yüzünüzü suya çok yaklaştırmayın! <******>

-Güneş yanığına karşı, inceltilmemiş elma sirkesi, kızarmış olan bölgelere dikkatle sürülür veya 3 yemek kaşığı elma sirkesi eklenmiş soğuk bir banyo alınır. Banyo süresi 10 dakikadır. Elma sirkesinin pH değeri(asit derecesi), derimizin pH değeri ile hemen hemen eşit düzeydedir. Dolayısıyla, derimizin asidik koruma örtüsünün güçlendirilmesinde elma sirkesinin kullanımı önemle önerilmelidir.

Uyarı: Elmanın ve elma sirkesinin bilinen hiçbir yan etkisi yoktur


Tarih: 20:22, 2/4/2007
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->